Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’ye Rusya’yı hedef alan açıklamalar için platform sağlamasını kabul edilemez buldu. Açıklama, Moskova-Erivan ilişkilerindeki hassas dengeleri yeniden gündeme taşıdı.
Rusya ile Ermenistan arasındaki diplomatik gerilim, Moskova’dan gelen sert bir açıklamayla yeniden görünür hale geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Ermenistan’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’ye Rusya’yı tehdit eden açıklamalar yapması için “platform sağlamasının” kabul edilemez olduğunu bildirdi.
Bu çıkış, yalnızca iki ülke arasındaki anlık bir söz düellosu olarak okunmuyor. Aksine, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuz alanı, Ermenistan’ın dış politika manevra alanı ve Ukrayna savaşının bölgesel diplomaside yarattığı baskı birlikte değerlendirildiğinde, açıklamanın daha geniş bir jeopolitik anlam taşıdığı görülüyor. Moskova, savaşın başladığı 2022’den bu yana Ukrayna liderliğinin uluslararası platformlarda Rusya’ya yönelik sert mesajlarını yakından izliyor ve bu tür temasları kendi güvenlik algısına doğrudan meydan okuma olarak yorumluyor.
Ermenistan açısından ise mesele, son yıllarda giderek zorlaşan bir dış politika denklemiyle ilgili. Bir yandan Rusya ile tarihsel, askeri ve ekonomik bağlar sürerken, diğer yandan Erivan yönetimi Batı ile ilişkilerini çeşitlendirmeye çalışıyor. Bu denge arayışı, özellikle Ukrayna savaşı sonrasında daha kırılgan bir hale geldi. Ermenistan’ın Zelenskiy’ye alan açtığı yönündeki Rus tepkisi de tam bu kırılganlığın üzerine oturuyor.
Moskova’nın kullandığı dil, yalnızca bir diplomatik uyarı değil; aynı zamanda bölgedeki müttefiklerine yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. Rusya, kendi çevresinde yer alan ülkelerin Ukrayna dosyasında tarafsız kalmasını ya da en azından açık cepheleşmeden kaçınmasını bekliyor. Ermenistan’ın bu çizgiden sapması ise Kremlin açısından sadece sembolik değil, stratejik bir sorun olarak görülüyor.
Öte yandan Erivan’ın bu tür uluslararası temaslarda nasıl bir çizgi izleyeceği, ülkenin uzun vadeli güvenlik ve dış politika tercihleri açısından belirleyici olabilir. Ermenistan, Karabağ savaşı sonrası dönemde güvenlik mimarisini yeniden kurmaya çalışırken Rusya’ya bağımlılığını azaltma isteğini de daha açık biçimde hissettiriyor. Ancak bu yönelim, Moskova ile ilişkilerde yeni sürtüşmeleri beraberinde getiriyor.
Türkiye açısından bakıldığında ise gelişme, Güney Kafkasya’daki güç dengelerinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ankara, bölgedeki istikrarın korunmasını, ulaştırma hatlarının açık tutulmasını ve büyük güç rekabetinin yeni krizlere dönüşmemesini önemsiyor. Rusya-Ermenistan hattındaki her gerilim, dolaylı olarak Azerbaycan-Ermenistan dengesi, bölgesel güvenlik ve enerji/ulaşım koridorları üzerinde de etkiler yaratabilecek potansiyele sahip.
Bu nedenle Moskova’nın açıklaması, yalnızca iki başkent arasındaki diplomatik bir not olarak değil, savaşın bölgesel yankılarının sürdüğünü gösteren yeni bir işaret olarak okunmalı. Ukrayna savaşı uzadıkça, Rusya’nın çevresindeki ülkeler üzerindeki baskısı da artıyor; Ermenistan örneği ise bu baskının Güney Kafkasya’daki yansımalarını açık biçimde ortaya koyuyor.




