ABD ve İran arasında stratejik Hürmüz Boğazı’nda yükselen gerilim, bu bölgeyi küresel deniz ticaretinin kilit noktası olarak öne çıkarıyor. Pakistan’ın taraflara çağrıda bulunmasına rağmen tansiyon düşmüyor.
Geçtiğimiz haftalarda ABD Donanması, İran’ın petrol tankerlerine yönelik şüpheli hareketler gerekçesiyle boğazda denetim ve abluka adımları atmaya başladı. Tahran yönetimi ise bu hamleyi uluslararası hukuku ihlal olarak nitelendirerek karşı tedbirler alınacağını açıkladı. İki ülke arasındaki bu restleşme, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği su yolunda endişe yarattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki çatışmalara ara verilmesi amacıyla yürürlükteki ateşkesi uzatma kararı almasına karşın, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik hafiflemedi. Uzmanlar, sadece tek taraflı adımların gerginliği yatıştırmakta yetersiz kaldığını ve diplomatik bir çözüm arayışının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.
Bu çerçevede Pakistan Dışişleri Bakanlığı, Washington ve Tahran’ı “acilen müzakereleri başlatmaya” davet etti. Pak yetkililer, bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanabilmesi için başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer Körfez ülkelerinin de sürece dahil edilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Körfez ülkeleri, Boğaz’ın uzun süre kapalı kalması durumunda alternatif boru hatlarını ve kara rota maliyetlerini değerlendirmek zorunda kalacak. Bu senaryoların jeopolitik risk primini yükselterek Avrupa ve Asya piyasalarında dalgalanma riskini artırabileceği ifade ediliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin uzun süre devam etmesi, ticaret gemilerinin rotalarını değiştirmesine, sigorta maliyetlerinin artmasına ve küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Uluslararası toplumun atacağı adımların, kriz yönetimi kadar enerji piyasalarının istikrarı için de belirleyici olması bekleniyor.




