Dünya Etnospor Birliği tarafından düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda kapılarını ziyaretçilere açtı. Festivale katılan binlerce yerli ve yabancı ziyaretçi, geleneksel sporlar, el sanatları ve kültürel etkinliklerle Türkiye’nin derin tarihine tanıklık ediyor.
Etnospor konsepti, son yıllarda küresel arenada Türkiye’nin kültürel diplomasi aracı olarak öne çıktı. 2016’da başlayan organizasyon, atlı okçuluk, cirit, yağlı güreş gibi geleneksel Türk sporlarını bugüne taşıyarak hem sporseverlere hem de kültür meraklılarına hitap ediyor. İstanbul Atatürk Havalimanı’nın geniş fuar alanında düzenlenen festivalde, 50’nin üzerinde ülke temsilcisi, 100’ü aşkın stantla sergiledikleri geleneksel sporları tanıtıyor.
Festival programı, atlı spor gösterileriyle başlamanın yanı sıra Türk el sanatları atölyeleri, geleneksel mutfak lezzetleri stantları, semavi dinlere ait ritüeller ve müzik dinletileriyle zenginleştirildi. Ziyaretçiler, tarih boyunca Orta Asya’dan Balkanlar’a uzanan coğrafyanın spor mirasını bire bir deneyimleme fırsatı buluyor. Özellikle çocuk ve gençler için hazırlanan okçuluk ve atlı spor eğitim alanları, geleceğin sporcularını besleyen bir eğitim sahası niteliği taşıyor.
Açılış konuşmasını yapan Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, “Bu festival sadece spor gösterileriyle sınırlı kalmıyor, kültürümüzün köklerine inmeyi, ortak mirasımızı tüm dünya ile paylaşmayı amaçlıyor” dedi. Erdoğan, geleneksel sporların toplumun birlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren unsurlar olduğunu, küreselleşen dünyada kimlikli kalmanın en etkili yollarından birinin kendi öz değerlerini yaşatmak olduğunu vurguladı.
Kültürel diplomasi perspektifinden bakıldığında Etnospor Festivali, Türkiye’nin yumuşak güç envanterine önemli bir katkı sunuyor. Resmî temasların dışında, stantlar aracılığıyla dünyanın dört bir yanından gelen misafirler hem tarihimizi hem de güncel gelişmelerimizi interaktif sunumlarla öğreniyor. Bir taraftan Türk tarih bilincini güçlendirirken diğer taraftan kültür turizminde yeni rotalar oluşturuyor. Festival alanında Çin’den Japonya’ya, Rusya’dan Balkanlara kadar çok çeşitli etnik topluluklara ait tanıtımlar dikkat çekiyor.
Ekonomik etkiler de göz ardı edilemez. İstanbul’da gerçekleşen her büyük organizasyon, havacılık, konaklama, yeme içme ve ulaşım sektörlerine canlılık kazandırıyor. Festival süresince Atatürk Havalimanı çevresindeki otel rezervasyonları tavan yaparken yerli esnaf stant kiralamalarıyla yeni pazar olanaklarına erişiyor. Ayrıca stantlarda satılan el işi ürünler, festival alanı dışındaki mağaza ve e-ticaret kanallarında da talep buluyor.
Etnospor’a gençlerin ilgisi ise umut verici bir tablo çiziyor. Dijital çağın sosyal medya mecralarında sık sık paylaşılan okçuluk, cirit ve yağlı güreş videoları, bu spor dallarına dair farkındalığı artırıyor. Eğitim atölyelerinde gönüllü gençler, antrenörler eşliğinde binicilik ve okçuluk eğitimi alarak geleneksel spor kültürünün hem deneyicisi hem de tanıtıcısı oluyor. Bilal Erdoğan da konuşmasında gençlere seslenerek, “Bu toprakların ruhunu gelecek nesillere aktarmada sizlere büyük görev düşüyor” ifadesini kullandı.
Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla festival, önümüzdeki yıllarda farklı illere yayılmayı hedefliyor. Böylece Etnospor dinamikleri, sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin dört bir yanında yaşatılacak. Organizasyonun Türkiye’nin kültürel mirasını koruma stratejisinin temel taşlarından biri olduğu görülüyor. Geleneksel sporlar üzerinden oluşturulan bu büyük buluşma, kültürümüzün zenginliklerini hak ettiği uluslararası platforma taşıyor.




