Lübnan ve İsrail arasında 7 Ekim saldırılarının ardından yükselen gerilim, 10 günlük ateşkes anlaşmasıyla geçici olarak durduruldu. Ateşkes, İsrail’in güney sınırında yaşanan çatışmalar ve karşılıklı hava saldırılarının ardından, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanı Afrika Birliği’nin arabuluculuğunda sağlandı. İran’ın desteklediği Lübnanlı Şii milis grup Hizbullah da anlaşmayı onaylayarak, ateşkesin bölgedeki sivillerin güvenliğini artıracağını belirtti.
Taraflar, ateşkesi ihlal etmemeyi taahhüt ederken, uluslararası topluluk barışın kalıcılığa dönüşmesi için diplomatik çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu. ABD ile İran arasındaki müzakereler ise ateşkesin ötesinde bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Washington ve Tahran, 2021 Viyana görüşmelerini referans göstererek, nükleer anlaşmanın canlandırılmasının bölgesel gerilimi düşürebileceği kanaatinde.
1982’deki İsrail’in Lübnan işgali ve sonraki on yıllardaki milis çatışmaları, iki ülke arasındaki güvensiz ortamı besleyen temel dinamikler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, mevcut ateşkesin, bölgedeki insanî durumun normale dönmesine fırsat tanıdığını, ancak kalıcı barış için kapsamlı siyasi müzakerelerin şart olduğunu vurguluyor.
Özellikle son haftalarda İsrail uçaklarının Lübnan topraklarına düzenlediği hava saldırıları ve Hizbullah’ın karşılık olarak güdümlü füzelerle saldırıları, Tel Aviv ile Beyrut arasında yeni bir cephe açma riskini gündeme getirmişti. Geçen ayki çatışmalarda her iki tarafta onlarca sivil ve asker yaşamını yitirmiş, bölgedeki nüfus yer yer göç baskısıyla karşılaşmıştı.
Ateşkesin uygulanması için taraflar, sınır bölgesinde devriye gezilecek uluslararası denetim mekanizması kurulmasını kabul etti. BM gözetimindeki bu mekanizma, ateşkes ihlallerini raporlayacak ve gerektiğinde ek güvenlik önlemleri alınmasını sağlayacak. Katar ve Mısır’ın da dolaylı yollardan yaptığı arabuluculuğun, kalıcı barış sürecinin temellerini atması bekleniyor.
Bölgesel aktörler, İsrail’in İran’ın bölgedeki nüfuzunu kırma çabaları ile Hizbullah’ın direniş eksenini koruma isteği arasında sıkışmış durumda. Uzmanlar, ateşkesin hem Lübnan ekonomisine nefes aldıracağını hem de genişletilmiş bir çatışmanın önüne geçebileceğini dile getiriyor. Tehlike çanlarının tamamen susturulması için ABD-İran nükleer müzakerelerinin olumlu seyrinin de kritik rol oynayacağı öngörülüyor.




