Mersin Serbest Bölgesi, bu yılın ilk çeyreğinde kayda değer bir ticaret hacmi elde ederek 943 milyon dolarlık işleme ulaştı. Bu performans, bölgenin ihracat odaklı ekonomik büyümesine önemli bir ivme kazandırdı.
1986 yılında faaliyete geçen Mersin Serbest Bölgesi, stratejik konumu itibarıyla Akdeniz havzasına açılan önemli bir kapı konumunda bulunuyor. Bölgede farklı sektörlerde faaliyet gösteren 329 firmadan 74’ü yabancı sermayeli olarak kayıtlı. Kimya, otomotiv ve tekstil başta olmak üzere çeşitli alanlardaki üretim ve ticaret hacmi, serbest bölge avantajlarıyla destekleniyor. Mersin’in Akdeniz liman kenti kimliği, bölgeyi kıtalararası lojistiğin kavşak noktası haline getiriyor.
Serbest bölge statüsü, gümrük vergilerinden muafiyet ve hızlı lojistik gibi imkanlar sunarak yatırımcıların ilgisini çekiyor. Yılın ilk üç ayında gerçekleşen 943 milyon dolarlık ticaret hacmi, hem ihracat gelirlerine hem de istihdama olumlu yansıyor. Bölgede sağlanan vergi muafiyetleri, maliyetleri düşürerek yatırım ortamını cazip hale getiriyor. Bölge yönetimi, altyapı yatırımlarını genişleterek kapasiteyi artırmayı hedefliyor.
Bölgede, kimya, otomotiv ve tekstil üretimi başta olmak üzere gıda işleme ve makine imalatı alanlarında da ivme gözlemleniyor. Bu çeşitlilik, bölgenin dış ticaretindeki esnekliğini artırıyor.
Uzmanlar, serbest bölgelerin uluslararası ticarette rekabet gücünü yükselttiğine dikkat çekiyor. Mersin Serbest Bölgesi’nin elde ettiği bu sonuçlar, Türkiye’nin dış ticaret politikasındaki serbest ticaret bölgelerinin rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Önümüzdeki dönemde bölgeye yapılacak yeni yatırımlarla ticaret hacminin daha da artması bekleniyor.




