Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), son raporunda İsrail’in Gazze’de su tedarikini toplu cezalandırma silahı olarak kullandığını, bu eylemin soykırımın ayrılmaz bir insani ve hukuki bileşeni olduğunu vurguladı.
MSF’nin yeni raporu, İsrail’in Gazze’de su kaynaklarını sistematik olarak kestiğini ve bunun Filistinlilere yönelik toplu cezalandırmanın ötesinde soykırımın ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koydu. Rapor, Gazze Şeridi’nde altyapının bombardıman ve abluka ile tahrip edildiğini, bu durumun sivil halkın temel ihtiyaçlarına erişimini ciddi biçimde sekteye uğrattığını işaret ediyor.
Gazze’de elektrik kesintileri ve yenilenen altyapı eksikliği nedeniyle su tesisleri çalışamaz hale gelirken, vatandaşlar hijyen ve içme suyu için dışarıdan gelen yardımlara muhtaç kaldı. MSF ekipleri, su depolarının dolmayışının salgın riskini artırdığını ve çocuklu ailelerin sağlık sorunlarıyla baş etmekte zorlandığını raporladı.
Uluslararası hukukta su ablukası, toplu cezalandırma yöntemi olarak tanımlanıyor. MSF, İsrail hükümetine derhal Gazze’deki sivil halka yönelik su ambargosunu kaldırma çağrısı yaptı. BM ve ilgili uluslararası kuruluşlar, rapordaki bulguları inceleyerek Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırılık iddialarını masaya yatırmak zorunda kalacak.
İnsan hakları savunucuları, bu su engellemesinin Gazze’deki insani krizi daha da derinleştirdiğini, uluslararası toplumun sessiz kalmasının ise ağır insani bedellere yol açtığını belirtiyor. Konu, müzakere ve diplomasi kanalları üzerinden acilen gündeme alınmalı.




