Nekbe tanığı Raşid el-Mevid hafızayı belgelerle yaşatıyor

Nekbe sırasında 7 yaşında olan Raşid el-Mevid, Şam’daki evinde sakladığı belgeler, kitaplar ve fotoğraflarla 1948 göçünü gelecek kuşaklara aktarıyor.

1948’de Filistin’de yaşanan büyük göçün üzerinden 77 yıl geçti, ancak bazı hikâyeler zamanın içine gömülmedi. Şam’da yaşayan 85 yaşındaki Raşid el-Mevid, çocuk yaşta tanık olduğu Nekbe’yi yalnızca hatırlamıyor; evinde sakladığı belgeler, kitaplar ve fotoğraflarla o kırılmayı bugüne taşıyor.

El-Mevid’in hikâyesi, Filistin meselesinin neden hâlâ yalnızca bir diplomasi başlığı olmadığını da gösteriyor. Nekbe, yüz binlerce Filistinlinin yerinden edilmesiyle sonuçlanan tarihsel bir travma olarak, hem bireysel hafızada hem de bölgesel siyasette derin izler bıraktı. Bu nedenle bir tanığın elindeki arşiv, yalnızca aile hatırası değil; aynı zamanda kolektif hafızanın korunmuş bir parçası anlamına geliyor.

Raşid el-Mevid’in 7 yaşındayken yaşadığı göç, Filistinliler için nesiller boyu aktarılan kayıp duygusunun somut bir örneği. Çocuk yaşta yaşanan yerinden edilme, ev, mahalle ve aidiyet duygusunu bir anda koparırken, geride kalan eşyalar ve belgeler çoğu zaman bir halkın hafızasını ayakta tutan en önemli araçlara dönüştü. El-Mevid’in bugün yaptığı şey de tam olarak bu: unutulmaya karşı belgeyle direnmek.

Şam’daki evinde saklanan fotoğraflar ve kitaplar, yalnızca geçmişe ait nesneler değil; aynı zamanda anlatının kontrolünü elinde tutma çabasının da bir parçası. Özellikle Filistinliler açısından, kendi tarihlerini kendi tanıklıklarıyla aktarmak, resmi anlatılarla yarışan bir hafıza mücadelesi anlamına geliyor. Bu yönüyle el-Mevid’in arşivi, kişisel bir koleksiyondan çok daha fazlasını temsil ediyor.

Nekbe’nin 85 yaşındaki tanığının hikâyesi, bugün Ortadoğu’da süren çatışmalar ve zorunlu yer değiştirmeler düşünüldüğünde daha da çarpıcı hale geliyor. Çünkü Filistinlilerin 1948’de yaşadığı kopuş, yalnızca geçmişte kalmış bir olay değil; mültecilik, vatandaşlık, dönüş hakkı ve kimlik tartışmalarının merkezinde duran bir tarihsel referans. Bu yüzden her yeni tanıklık, geçmişi yeniden anlatmakla kalmıyor, bugünün siyasal gerilimlerini de görünür kılıyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise bu tür tanıklıklar, Filistin meselesinin insani boyutunu hatırlatıyor. Ankara’nın uzun yıllardır savunduğu Filistin davası, yalnızca diplomatik bir pozisyon değil; aynı zamanda yerinden edilme, hafıza ve adalet talebi etrafında şekillenen geniş bir toplumsal duyarlılığa dayanıyor. El-Mevid’in belgeleri, bu duyarlılığın tarihsel arka planını güçlendiren canlı bir tanıklık sunuyor.

Bugün Raşid el-Mevid’in evinde korunan her fotoğraf, her kitap ve her belge, bir halkın geçmişini unutturmama çabasının parçası. Nekbe’nin üzerinden on yıllar geçmiş olsa da, Filistinliler için asıl mesele yalnızca geçmişi anmak değil; o geçmişin neden hâlâ bugünü belirlediğini anlatabilmek. El-Mevid’in hikâyesi de tam bu yüzden önem taşıyor: Çünkü hafıza, bazen bir halkın elinde kalan en güçlü kanıt oluyor.

SharedWorld Dünya Servisi
SharedWorld Dünya Servisihttps://sharedworldnews.com
SharedWorld Dünya Servisi, uluslararası gelişmeleri anlık olarak takip eder; küresel gündemi etkileyen olayları ve arka planını okuyuculara açık ve anlaşılır bir şekilde aktarır.

Son Haberler

spot_imgspot_img

İlgili Haberler

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_imgspot_img