Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ateşkes süresi boyunca gemilere açma kararını gerilimi azaltma adımı olarak değerlendirirken, ilgili çevrim içi toplantıya katılarak görüşlerini paylaştı ve kararın ülkeler arası tansiyonu düşüreceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bugün düzenlenen çevrim içi toplantıya katılarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ateşkes süresi sonuna kadar tüm gemilere açma kararını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Yılmaz, bu adımın bölgedeki gerilimi azaltma yönünde atılmış önemli bir hamle olduğunu vurguladı.
Toplantıda, ilgili uluslararası taraf temsilcileri de görüşlerini paylaşırken, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliğin sağlanması ve deniz trafiğinin kesintisiz devam ettirilmesi gerekliliği ele alındı. Yılmaz, Türkiye’nin bölgedeki barış ve istikrar çabalarına destek verdiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin aktığı stratejik bir su yolu olarak önem taşıyor. İran ile ABD arasındaki son dönemdeki gerilimlerin deniz trafiğine olası etkileri, küresel enerji piyasalarını yakından etkiliyor. Geçici ateşkes ve boğazın tamamen açılmasının, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkıda bulunabileceği değerlendiriliyor.
Ayrıca toplantıda, denizcilik güvenliği, kargo akışı ve bölgedeki çevresel risklerin azaltılması konuları da gündeme geldi. Türkiye’nin, uluslararası hukuk çerçevesinde ürün nakliyesinin güvenliğini sağlamak için BM, AB ve bölgesel aktörlerle iş birliği içinde olduğunu belirten Yılmaz, bu sürecin sorunsuz yürütülmesinin dünya ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti.
Bölgedeki çatışma risklerinin kontrol altında tutulmasının, petrol ve doğal gaz fiyatlarında dalgalanmaları azaltacağı, ticaret rotalarının güvenliğini artıracağı öngörülüyor. Hürmüz Boğazı’nın yüzde 20’sinden fazlasını İran kontrolü altındaki sular oluştursa da, stratejik hattın açık tutulması için tüm tarafların koordinasyon içinde hareket etmesi kritik kabul ediliyor.
Türkiye, Karadeniz üzerinden enerji hatları projeleriyle bölgesel bağımlılığı düşürmeyi hedeflerken, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeleri de yakından izliyor. Ankara, benzer krizlerin önlenmesi için diplomatik kanalları bir araç olarak değerlendiriyor ve bölgesel istikrarı tesis edici girişimleri destekliyor.




