Uzmanlar, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan saldırı olaylarına ait görüntülerin sosyal medyada hızla yayılmasının, hem yanlış bilgi akışını artırdığını hem de saldırganlara beklenenden fazla görünürlük sağladığını vurguluyor. Paylaşılan videolar, eğitim ortamlarında kayıpları görmezden gelerek olayların şiddet boyutunu çarpıtarak kamuoyunda korku ve belirsizlik duygusunu besliyor.
Sosyal medya algoritmalarının etkileşimi önceliklendirmesi nedeniyle şiddet içerikleri kısa sürede viralleşiyor. Uzmanlar, bu durumun provokatif paylaşımlara zemin hazırladığını ve bilgi kirliliğini tetiklediğini belirtiyor. Yanlış etiketleme ve başlık kullanımı, videolara dair farklı versiyonların hızla çoğalmasına yol açarak teyit gerektiren soru işaretlerini artırıyor.
Akademisyenler ve iletişim uzmanları, platformların içerik denetim mekanizmalarını güçlendirmesini, paylaşım öncesi kaynak doğrulama ve kullanıcı rapor sistemlerini geliştirmesini öneriyor. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumların, okul güvenliği protokollerini gözden geçirip, personel ve öğrencilere yönelik dijital okuryazarlık eğitimleri planlaması gerektiğini savunuyor.
Sosyal medyada kontrolsüzce paylaşılan şiddet görüntülerinin, çocuk ve gençlerin psikolojisi üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Ailelerin ve öğretmenlerin dijital medya kullanımını yakından takip etmesi, şiddet içeriklerine maruziyeti azaltmaya katkı sunabilir. Uzmanlar, medya okuryazarlığının güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekiyor.
Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlüğe giren çalışmalar, çevrimiçi şiddet içeriklerinin yayılmasını sınırlamaya yönelik çeşitli yasal düzenlemeleri içeriyor. Uzmanlar, bu düzenlemelerin etkin uygulanmasının, sosyal medya platformlarına yaptırım gücü kazandıracağını belirtiyor.




